VİRAL DERİ ENFEKSİYONLARI
Viral deri enfeksiyonları; bazı yaş gruplarında daha sık tutulum yapsa da her yaş grubunu etkileyebilen hastalıklardır. Çoğu zaman semptomsuzdur yani herhangi bir bulgu, şikayet yaratmayabilir. Şikayet olarak en çok döküntü, kızarıklık, kaşıntı, kabarıklık gibi deri bulguları yaratır.
Bu grupta en sık görülen veya kliniğimize en sık başvuru yapılan viral deri enfeksiyonlarına değinilecektir.
EL AYAK AĞIZ HASTALIĞI
Enterovirüs grubundan sıklıkla Koksaki virüs tarafından oluşturulan döküntülü bir hastalıktır.
Bahar ve yaz dönemlerinde daha sık gözlenir. Çok bulaşıcıdır. İnsandan insana oral–oral veya fekal–oral yolla (yani ortak kullanılan alanlardan) geçer.
Kliniği Nasıldır?
Genellikle temastan 3 gün sonra şikayetler başlar. Ağrılı ağız ülserleri, özellikle çocuklarda yeme reddine sebep olur. Vücut lezyonları, ağız lezyonları ile eş zamanlı veya sonrasında ortaya çıkar ve yüzlerce olabilir. Kırmızı benekler şeklinde başlayan döküntüler, su dolu baloncuklara dönüşür. Kabuklanıp iz bırakmadan iyileşir. Fakat, çok şiddetli veya atopik yapılı bireylerde sekonder enfeksiyon nedeniyle iz kalabilir.
Yüksek ateş, halsizlik, ishal gibi barsak semptomları olabilir. Her çocukta şiddeti değişkendir. Bazı çocuklarda sadece deri bulguları varken, bazı çocuklarda daha şiddetli ve gürültülü olabilir.
Benzer döküntüye sebep olan hastalıklardan ayırıcı tanısının yapılması önemlidir.
Tedavi; şiddetine göre, rahatlatıcı tedaviler verilebilmektedir. Vücuttan atılımı 1 hafta 10 günü bulmaktadır. Özellikle kreş veya okul çocuklarında istirahat bulaş açısından önemlidir.
HERPES VİRÜS ENFEKSİYONLARI
Etken çift sarmallı bir DNA virüsü olan Herpesvirus hominis/ Herpes simplex virus (HSV)’dür. Tipleri:
HSV-1: Orofasiyal herpes (yani uçuk yapan tip)
HSV-2: Genital herpes (genital uçuk yapan tip)
HSV-3: Varisella (suçiçeği), Varisella (zona) zoster (zona hastalığı)
Herpes Virüs Enfeksiyonları ve Bulaş
Dünyada yaygın olarak gözlenen bu virüs enfeksiyonunda bulaş, yakın kişisel temas ile olur. Primer (ilk enfeksiyon), latent (saklanma periyodu) ve rekürren (tekrarlayıcı) enfeksiyon oluştururlar.
Primer enfeksiyonların %99 belirtisiz enfeksiyon şeklindedir. HSV-1 özellikle tükürük ve diğer salgılarla kontamine olmuş maddelerle doğrudan temas sonucu yayılır, HSV-2 cinsel temasla yayılır. Bu nedenle HSV-2, HIV bulaşma ve geçiş riskini artırır.
Enfeksiyon alanında virüs çoğalır, klinik belirti versin ya da vermesin daha sonra dorsal kök ganglionu dediğimiz sinir düğümlerinde latent adını verdiğimiz saklanma periyoduna girer.
Saklanan bu virüs kendiliğinden ateş, güneş ışığı, stres ve menstrüasyon gibi uygun uyarılarla yeniden aktive olabilir
HSV-1 sıklıkla trigeminal gangliondan, HSV-2 sıklıkla sakral gangliondan aktive olur.
Tipik olarak aktivasyonda, deride veya mukozalarda vezikül dediğimiz kabarcıklar oluşurken; bağışıklık sistemi zayıf olanlarda olduğu gibi virüs sadece mukoza ve deriye sınırlı kalmaz, beraberinde yaygın iç organ tutulumu da görülebilir.
PRİMER HERPES VİRÜS ENFEKSİYONLARI
Primer enfeksiyonda, maruziyetten 3-7 gün sonra tipik belirtiler görülür. Döküntü başlamadan önce ağrılı bezeler(lenfadenopati), halsizlik, kas ağrısı, iştahsızlık, ateş, lokal ağrı-yanma, kaşıntı gibi belirtiler olabilir.
Belirtili seyreden primer orolabial HSV enfeksiyonu, çocuklarda gingivostomatit, herpetik doloma gibi bulgular yaparken; gençlerde ise farenjit/mononükleoz benzeri bir tablo şeklindedir.
En sık ağız ve dudaklar etkilenir, dil, yanak mukozası, diş etleri, üst damak ve boğazda lezyonlar görülür. Ateş, ağrı, ülserasyon, yutma güçlüğü, salya akması, kötü kokulu nefes, dişetlerinde şişme ve kanama eşlik edebilir.
Başlangıçta ağrılı, eritemli zeminde çok sayıda grup şeklinde ve dağınık veziküller görülür, bunlar hemen açılarak kabuklu üzerinde zar bulunan lezyonlara dönüşür. Lezyonların kabuklanması ve kaybolması 2-3 haftayı bulur. Benzer lezyonlar, tekrarlayan enfeksiyonlarda daha hafif şiddette gözlenir.
Tedavi Planlaması; ilk 24 saatte başlanmalıdır. Daha sonra başlanan tedavi virüs çoğalmasını engellemeyecektir. Sık tekrarlayan hastalarda, profilaktik yani koruyucu amaçlı uzun süreli tedavi tercih edilebilmektedir.
Atopik Dermatit, yanıklar, pemfigus gibi bozuk deri bariyeri olan bireylerde, bağışıklık sistemi yetersiz bireylerde ya da yenidoğan döneminde şiddetli ve ölümcül olabileceği unutulmamalıdır.
HERPES ZOSTER, ZONA VEYA HALK DİLİNDE GECE YANIĞI
Etken HSV-3 grubundan, Varisella Zoster virüsüdür. Geçirilmiş suçiçeği enfeksiyonu virüsünün tekrar aktifleşmesi ile oluşur.
Sağlıklı erişkinlerin %20’sinde, bağışıklık sistemi zayıf bireylerin %50’sinde gelişir
Kendiliğinden nedensiz olarak mevsim geçiş dönemlerinde görülebilir. Stres, ateş, radyasyon tedavisi, travma gibi doku hasarı, bağışıklık sistemini zayıflaması gibi durumlarda virüs aktifleşerek bu tabloyu oluşturabilir.
Herpes Zoster Kliniği Nasıl Seyreder?
Sıklıkla şiddetli ağrı ile başlar ve hastaların %90’ından fazlasında kaşıntı, hassasiyet veya hiperestezi denilen tutulum bölgesinde aşırı duyarlılık şikayetleri eşlik edebilir.
En sık olarak gövde ve peşi sıra baş-boyun bölgesi etkilenir. Postherpetik nevralji yani ağrı, döküntünün kaybolmasından sonra aylar veya yıllar boyunca devam edebilir ve ciddi anlamda yaşam kalitesini etkiler
Göğüs bölgesi tutulumunda kalp krizleri, karın bölgesi tutulumlarında akut apandisit gibi acil durumlar ile karıştırılabilir.
Deri lezyonları tutulum bölgesinin sağ ya da sol alanında kızarık zeminde grup yapmış vezikül dediğimiz küçük baloncuklar şeklindedir.
Bağışıklık sistemi sağlam olan çocuk ve genç erişkinlerde herhangi bir hasara neden olmaz.
Bağışıklık sistemi zayıfladıkça ve yaş attıkça ağrı, döküntü şiddeti ve hasar bırakma oranı artar. Ayrıca, bağışıklık sistemi zayıf insanlarda daha fazla alanı etkiler ve daha farklı görünüme sahip lezyonlar yapabilir.
Özellikle dış kulak kepçesi üzerinde başlayan tablolarda, yüz felci, tat duyusunda kayıp, işitme kaybı; göz bölgesi üzerinde başlayan tablolarda beyin üzerine ilerleyerek ensefalit ve menenjit yapabilir. Bu, nedenle bu bölge tutulumlarında dikkatli olmak ve hekim takibinde olmak önemlidir.
Herpes Zoster veya Zona Komplikasyonları Yani Hangi Hasarlara Sebep Olabilir?
Postherpetik Nevralji: Zona sonrası devam eden ağrı, en sık gözlenen problemdir.
Sekonder bakteriyel enfeksiyon
Skar yani iz gelişimi
Oftalmik zostere bağlı keratit
Ramsay-Hunt Sendromu: Kulakta, dilde ve sert damakta veziküller, Fasiyal paralizi (yüz felci), Kulak ağrısı, Dilin 2/3 ön kısmında tat kaybı, Kuru ağız-göz
Meningoensefalit (beyin ve uzantılarının tutulumu)
Motor paralizi (motor güç kaybı)
Pnömoni (akciğere olan etkisi nedeniyle)
Hepatit (karaciğere olan etkisi nedeniyle)
Nasıl Tedavi Ediyoruz?
Tedavisiz de kendiliğinden gerileyebilen bir hastalıktır. Fakat;
- Yüz bölgesinde tutulum varsa
- Gebe, emzikli veya doğuma yakın dönemde ise
- Bağışıklık yanıtı düşük bireylerde (kanser hastası, böbrek yetmezliği, yenidoğan bebeklerde)
- Şiddetli tutulum varsa anti viral tedavi başlanmalıdır. Özellikle tedavi endikasyonu olan bu bireylerin tedavi sırasında komplikasyonlar açısından takibi önem taşımaktadır.
ZONA AŞISI
Zayıflatılmış canlı aşı ile rekombinant aşı olmak üzere iki formda aşı vardır:
Zayıflatılmış canlı aşı; Suçiçeği aşılarında olduğu gibi aynı Oka suşunu kullanan, ancak daha yüksek bir potens olan tek doz uygulanan, canlı zayıflatılmış bir aşıdır.
ABD’de Aşı Uygulamaları Tavsiye Komitesi (Advisory Committe on Immunization Practices, ACIP) Haziran 2006 yılında ilk piyasaya çıkan canlı aşı uygulamasını onaylamıştır. Daha sonra CDC (Centers for Disease Control) tarafından 2008’ de 60 yaş ve üstü tüm bireylere, kronik sağlık sorunları olanlara aşı önermiştir.
Rekombinant Zoster Aşısı: 2017 yılında FDA tarafından ve daha sonra ACIP tarafından onaylanmış canlı olmayan bir aşıdır. İki doz uygulanır (doz başına 0,5 ml), 2-6 ay arayla kas içine uygulanır. Daha önce canlı aşı olmuş bireyler, canlı aşıdan 2 ay sonra rekombinant aşı uygulatabilir.
2017 yılında ACIP komitesi tarafından
1) 50 yaş üstü bağışıklığı yeterli yetişkinlerde,
2) Daha önce canlı aşı ile aşılanmış bağışıklığı yeterli yetişkinlerde rekombinant formu önerilmiştir.
Şu an ülkemizde de rekombinant aşı bulunmaktadır.
MOLLUSCUM CONTAGİOSUM
Poksvirüs adı verilen DNA grubu bir virüs tarafından ortaya çıkan bir tablodur.
Çocuklarda sık gözlenir, özellikle okul çağında kreşlerde yaygın ortaya çıkabilir.
İyi seyirli ve kendini sınırlayan bir hastalıktır. Fakat; atopik dermatit gibi deri bariyeri bozuk ve bağışıklık düzeyi düşük bireylerde daha şiddetli seyreder.
Nasıl Bulaşır?
En sık bulaş; deri teması/ortak kullanılan malzemeler/eşyalar yolu ile olur. Yüzme havuzları, kreşler bu açıdan dikkat çeker. Erişkinlerde genellikle cinsel yolla bulaşır. Kuluçka süresi: 14 gün-6 ay kadardır.
Deri Lezyonları Nasıldır?
Sert, göbeksi, inci gibi, mumsu yüzeyli kabarıklıklar yapar. Herhangi bir deri bölgesinde görülebilir, ancak deri kıvrımlarında ve genital bölgede sık. Yaygın, büyük, biçimsiz lezyonlar daha çok bağışıklığı zayıf ve deri bariyeri bozulmuş bireylerde görülür. Kaşıntı eşlik edebilir, kaşımayla artış gösterir. Kaşımaya bağlı üzerine deri enfeksiyonu eklenebilir.
Nasıl Tedavi Ediyoruz?
Kendiliğinden geçebilir. Çok sayıda lezyon olduğunda/kozmetik olarak sorun olduğunda tedavi gerekebilmektedir.
Tedavi olarak; lezyonların dağılım alanlarına, hastanın yaşına veya ailenin talebine göre değişebilmektedir.
Özellikle çocuk hastalarda, tedaviye rağmen tekrarlamalar sık olur. Bu nedenle özellikle ebeveynlerin kötü bir hastalık olmadığını kabullenmeleri ve biraz sabır göstermeleri gerektiğini hatırlatmak isterim.






