LEKE (HİPERPİGMENTASYON) VE DERİ
Karşılıklı iletişimde en çok dikkat ettiğimiz bölge, yüz bölgesidir. Bu bölgede bulunan ve çoğu bireyin yaşam kalitesini bozan sorunlardan biri olan leke, dermatolojik hastalıklar arasında en çok zorlandığımız deri problemlerinden biridir. Özellikle kadınlarda, estetik açıdan daha büyük endişeler doğurduğunu da ekleyelim.
DERİ RENGİ FARKLILIKLARI VE FİZYOLOJİSİNE DAİR
Derimiz renk açısından farklı tiplere sahip ve rengini oluşturan birçok neden arasında en önemlisi de melanin içeriğidir. Her ne kadar (siyah veya beyaz gibi) etnik farklılıklar olsa da melanin maddesinin üretimini yapan hücreler olan melanosit sayıları, aslında her bireyde ve her ırkta da aynıdır.
PEKİ DERİ TİPİ FARKLILIĞI NASIL OLUŞUYOR?
Deri tipi farklılığı temel olarak, melanin denen maddenin miktarına ve dağılımına bağlıdır. Melanin iki farklı tipi vardır: ömelanin(eumelanin) ve feomelanin. Eumelaninin antioksidan yani protektif,koruyucu; feomelanin de prooksidan yani fototoksik hareket ettiği ifade edilmiştir. Bireylerdeki eumelanin/feomelanin oranı bu nedenle önemlidir. Koyu tenli bireylerde de eumelanin/feomelanin oranı yüksek olduğu için, açık tenli bireylerde de bu oran düşük olduğu için güneşe daha fazla duyarlıdır.
Melanin maddesi üretimi, tirozin aminoasidinden, melanosit hücreleri içindeki melanozomlarda gerçekleşir ve keratinosit denen hücrelere aktarılır. Irksal ve etnik farklılıklar da işte bu melanozom denen yapıların büyüklük ve yoğunluk farkına dayalı ortaya çıkar.
Melanin maddesi, leke şikayetinin çoğunlukla nedeni. Melanin maddesi üretim yoluna da melanogenez yolu diyoruz. Ve biz hekimler bu yolak üzerinde görevli yapıları inhibe ederek yani engelleyerek tedavi etmeye çalışıyoruz.
LEKE OLUŞUM NEDENLERİ?
Leke oluşum nedenleri çok çeşitlidir;
- Yapısal
- Kullanılan ilaçlar (doğum kontrol hapları, hormonlu spiral, demir ilaçları, romatizmal ilaçlar, kortizon kullanımı gibi)
- Hormonal değişiklikler; gebelik, polikistik over hastalığı, tiroid bezi bozuklukları, obezite, insülin direnci, cushing gibi hormonal değişiklik yapan endokrin bozukluklar
- Enfeksiyonlar; uçuk gibi bu bölgede sık tekrarlayan enfeksiyonlar, kıl batıkları
- İrritasyon yani tahrişe bağlı tablolar;
- Diş macunu veya köpüğün ağız çevresine yoğun teması
- Özellikle güneş ile temasında pigmentasyon bırakacak ürünlerin yanlış kullanımı (silverdin kremi yüze uygulamak gibi)
- Ağız içi implantı
- Gıdalar; turunçgiller, domates vs.
- Alerjik hastalıklar:
- Alerjik egzama; ağda bantlarındaki reçineler veya başka maddelere bağlı alerjik yanıt, atopik dermatit
- Nikel alerjisi varlığı (kabuklu kuruyemiş, kabuklu deniz ürünleri ve konserve gıdalar) (nikel yoğunluğu nedeniyle)
- Sigara kullanımı: nikotin birikimine bağlı olarak
- Fiziksel travmalar: özellikle epilasyon amaçlı uygulanan sıcak ağdaya bağlı yanıklar, yüz usturalama ve lazer epilasyon sonrası oluşabilir.
LEKE TEDAVİ PİRAMİDİMİZ
Leke tedavisinde tedavi piramidinin en taban kısmında; güneşten korunma vardır. Yukarıda da ifade edildiği gibi, leke oluşum yolu olan melanogenez yolunu; Ultraviole (UV) yani güneş maruziyeti, genetik yatkınlık, yaş alma ve hormonal faktörler aktive eder. Ve maalesef bu faktörlerden tek değiştirebildiğimiz şey, UV maruziyeti.
Yani konu yine yaz kış demeden, doğru ve yeterli güneş koruyucu kullanımı ve güneşten korunma davranışlarına geliyor. Leke hastalarında, UV indexine dikkat etmek, en az SPF 30+ fiziksel özellikte güneş koruyucu kullanmak önerilmektedir. İçerik olarak titanyum dioksit, demir 3 oksit, çinko oksit içerikli ürünler ve Tinted dediğimiz fondöten tarzında ürünler kamuflaj sağlayıcı olduğu için tercih edilmelidir.
Piramidin 2. basamağında; uyguladığımız ya da ev devam tedavisi olarak tavsiye ettiğimiz uygun içerikte ürünler, karışımlar, kremler var. Bu ürünlerin çoğunda, melanin oluşumunu engellemek ya da var olan melanini yok etmeyi hedefleyen moleküller vardır.
Bu molekülleri hadi tanıyalım;
Hidrokinon: 50 yılı aşkın süreden beri kullanılan altın standart ürünlerden. Leke oluşumunun çoğu basamağında etkili (melanozom formasyonu melanizasyonu ve hatta DNA, RNA sentezi üzerinden azaltır, tirozinaz enzimini inhibe eder)
Azelaik asit: Melanositlere karşı toksik ve antiproliferatiftir. Serbest radikalleri azaltır, tirozinaz enzimini inhibe eder.
Retinoidler (adapalen, tretinoin, tazarotene ve retinoik asit): Tirozinaz enzim inhibisyonu sağlar, melanozom transferi ve melanin sentezini azaltır.
Mequinol Mequinol (4-hydroxyanisole): Hidrokinon derivesidir, tirozinaz enzim inhibisyonu sağlar ve melanin öncü maddelerinin oluşumunu azaltır.
Kojik Asit: Tirozinaz enzim aktivatörü bakırı bağlayarak enzimin çalışmasını inhibe eder.
Askorbik Asit (C vitamini): Bakır ile etkileşime girerek tirozinaz enzimini inhibe eder, melanogenezi inhibe eder. Tek başına moleküler anlamda stabil kalamadığı için; meyan kökü veya E vitamini gibi ürünler ile kombinasyonu önerilir.
Glabridin: Meyan kökününün bileşenidir ve tirozinaz aktivitesini inhibe edebilir.
Soya: Melanozom transfer yolağında inhibisyon yapar.
Arbutin/deoxyArbutin: Arbutin deride hidrokinon dönüşür. Doza bağımlı tirozinaz enzimi inhibisyonu yapar.
Niasinamid: Melanositlerden keratinositlere melanozom transferini azaltır çoğu aydınlatıcı ürün içinde mevcut
N-Asetilglukozamin (NAG): Bir karbonhidrattır ve tirozinaz enzimin oluşumunu inhibe ederek melanin sentezini azaltır.
Glikolik Asit: Doğrudan tirozinaz enzimini inhibe eder.
Lignin Peroxidaz: Deride melaninin parçalanması ve enzimatik oksidasyonunu hedefleyerek renk açan yeni bir tedavidir.
Traneksamik Asit: Melanin sentezinin birçok yolağında inhibisyon yaparak hem ağızdan, hem enjeksiyon hem de topikal krem olarak uygulanabilen bir moleküldür.
Genellikle bu moleküllerin karışım şeklinde kombinasyonları ile daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir ve en sık kullanılan ürün hidrokinondur.
Piramidin sonraki basamağında, plateletten zengin plazma, uygun içerikli mezoterapi uygulamaları gibi enjeksiyonlu uygulamalar, kimyasal peelingler ve enerji bazlı tedaviler yani lazerler bulunmaktadır.
Lazer tedavileri hem pigmentasyon hem de damarsal kaynaklı nedenlerde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Lazerler dalga boyu ve tiplerine göre temel olarak; melaninin parçalanması, yeni kollajen üretimini uyarmak ve var olan yapının yeniden şekillenmesini sağlayarak, bu bölge derisinin kalitesini ve parlaklığını arttırır.
Bu amaçla BroadBand Lazerler, Altın İğne Radyofrekans Lazerler, Thulium Lazerler ve Leke tedavisinde hala en çok kullanılan ve lazerler arasında ilk basamakta önerilen QS ND: YAG Lazerler kullanılmaktadır.
Leke tedavi piramidinin en son basamağında; traneksamik asit hap tedavisi bulunmaktadır. Bilimsel veriler ve sonuçlara dayalı olarak, oldukça başarılı olan bu tedavinin en büyük handikapı etiket dışı kullanmamız yani leke tedavisinde henüz FDA onaylı olmamasıdır. Bu nedenle, oldukça seçili vakalarda onam alınarak verilmektedir.
Bütün bu tedavilere ek olarak, botulinum toksini uygulamasının melanositler, keratinositler ve fibroblastların etkileşimine aracılık eden proinflamatuar sitokinleri inhibe ederek melanogenez yolunu yani, lekeyi oluşturan melanin üretimini engellediği gösterilmiştir. Bu nedenle leke protokolüne ekleyebiliyoruz
Bitkisel takviyeler (polypodium leucotomos, karotenoidler ve melatonin) de leke tedavisinde başarıyı artırmak için eklenebilmektedir. Özellikle uyku uyanıklık döngüsü veya uyku kalitesi bozuk hastalarda ben de melatonin önerisinde bulunuyorum.
LEKE TEDAVİSİ PLANLAMASI NASIL OLMALI?
Leke tedavisinde planlama ve tedavi seçimi; bireyin deri yapısı, yaşı, hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve deri tipine göre değişkenlik gösterir.
Öncelikle leke tablosu olan bir hastaya yaklaşımda, leke tedavisinin uzun soluklu ve sabır gerektiren bir durum olduğu, lekenin tamamen geçmeyeceği ve her yaz mevsiminde tekrarlama eğilimi olabileceği ifade edilmelidir.
Leke problemi tedavi edilirken yapılan uygulamalarla:
-Deri kalitesi artacağı için lekenin daha az görünür olması,
-Daha az şiddette tekrar etmesi sağlanır.
Tabi ki güneşten korunma davranışlarının düzenli ve doğru olması ve altta yatan organik bir neden varsa tedavisinin sağlanması ve sürdürülmesi durumunda…






