Uzm.Dr. Fatma Erden

Döküntülü Cilt Hastalıkları

Vücudun en büyük hacme sahip organı deri. Dış etkenlere açık olan bu organımızda meydana gelen değişiklikler, bireylerde herhangi bir şikayet yaratmazken, bazen de görüntü açısından veya kaşıntı, yanma, ağrı gibi şikayetlere yol açarak klinik başvurusuna neden olur.
Vücutta döküntü tablosu aslında hayatımızın herhangi bir döneminde başımıza gelebilecek bir tablo. Karşılaştığımız döneme göre bazı hastalıkların görülme sıklığı daha fazla olabilmektedir.
Döküntü Hangi Nedenlere Bağlı Oluşabilir?
  • İdiopatik yani bilinmeyen nedenler
  • Kullanılan ilaçlar (ağrı kesici, antibiyotikler)
  • Enfeksiyonlar (boğaz enfeksiyonu, gribal enfeksiyonlar, kısacası bakteri veya virüs nedenli)
  • Mevsimsel değişiklikler
  • Başka hastalıkların varlığına bağlı (romatizmal hastalık, guatr gibi endokrin bozukluk)

Dermatoloji Polikliniklerinde Sık Görülen Döküntülü Hastalıklar

  • İlaç döküntüleri
  • Ürtiker
  • Uyuz
  • Mevsimsel döküntüler; el ayak ağız hastalığı, pitriazis rosea, miliaria(isilik)
  • Eritema multiforme
  • Atopik dermatit ve üzerine eklenen hastalıklar
  • Psoriasis (sedef hastalığı)

 

Döküntü Şikayeti İle Gelen Hastalarda, Temel Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Döküntü tablosu olan bireyin yaşı, hastalıkları veya kullandığı ilaçlar, alerjilerinin olup olmadığı?
  • Döküntünün ne zaman başladığı?
  • Döküntünün vücudun hangi bölgesinden başladığı?
  • Döküntünün rengi, deriden kabarıklığı, 24 saat içerisinde gerileyip gerilemediği?
  • Beraberinde eşlik eden kaşıntı, ağrı vs. şeklinde şikayet varlığı?
  • Temas ettiği bireylerde benzer tablo geçiren veya geçirmekte olan bireylerin varlığı?
  • Tedaviye yönelik kullandığı herhangi bir ilaç varlığı?

DÖKÜNTÜLÜ CİLT HASTALIKLARINDA TANI NASIL KONUR?

Genellikle yukarıdaki sorular ile aldığımız öykü, biz dermatoloji hekimlerinin muayene bulguları ile birleştirilince çoğu zaman tanı kolayca konur. Bazen tanıyı desteklemeye yönelik, deri testleri, deri biyopsisi veya laboratuvar tetkikleri gerekmektedir.
Özellikle doğru tanı/tedavi ve döküntü tablosunun tekrarlamaması adına bazı döküntülü hastalıklarda, bireysel tutum ve alışkanlıklar da detaylı sorgulama gerekmektedir. Örneğin; 2. Dönem sifiliz döküntüsü olan bireylerde partnerinin de tedavi edilmesi gerektiği için partner sayısının ifade edilmesi gibi.

DÖKÜNTÜLÜ CİLT HASTALIKLARINDA TEDAVİ NASIL OLUR?

Öncelikle altta yatan tetikleyici bir ilaç varsa bırakılmalı veya değiştirilmelidir.
Deriyi tahriş edecek tutum ve davranışlardan kaçınılmalı,
  • Kese/liflenmek
  • Kolonya sürmek
  • Kantaron yağı sürmek
  • Sıcak su dökmek gibi tutumlar sakıncalı
Cildi rahatlatmak adına ılık duş yapılabilir. Nemlendirici kullanımı özellikle tahrişi azaltıp, derinin zayıfladığı bir dönemde destek sağlayacaktır.
Hazır, paketli gıda tüketmemek. Özellikle protein ihtiyacının olduğu bu dönemde (bireyde böbrek hastalığı yoksa) protein içerikli beslenmek gerekir.
Bol bol sıvı almak. (İlaç veya gıda bağımlı döküntülerde vücuttan uzaklaştırmayı hızlandırır.)
İstirahat etmek.
Ağız içi mukozasının etkilendiği durumlarda ağız hijyeni için önlemler almak ve tahrişi azaltmaya yönelik katı gıda tüketmemek.

 

TEDAVİ

Döküntüye yönelik tedavi protokolü, hastalığın şiddetine ve hastanın yaş, bireysel hastalıklar gibi faktörlere bağlı değişkenlik gösterir.
Kaşıntı, yanma gibi şikayetlere yönelik kortizonlu kremler, mentollü losyonlar kullanılabilir. Kaşıntı hapları yeterli sıklıkta hekiminiz tarafından önerilecektir. Kaşıntı kremi genellikle tercih etmiyoruz.
Çoğu deri döküntüsü, altta yatan neden kalktıktan sonra kendiliğinden gerileyebilir ve hafif şekilde atlatılır. Nadiren şiddetli seyreder.
Dudak, göz kapaklarında şişme gibi anjioödem+ürtiker tablosunun olduğu hastalar, hastane şartlarında takibi daha uygundur. Steven-Johnson gibi ağır deri döküntüleri, tüm deri katmanını etkileyen, özel ve çok ciddi tablolarda yoğun bakım şartlarında multidisipliner yaklaşım gerektirmektedir.
Özellikle geç başvurulara sebep olan bir durum da dermatoloji hekimlerinin sadece sınırlı deri hacmi ile ilgilendiği algısı. Derinin uzantısı olan genital bölge ve mukozası, ağız içi mukozası da dermatolojik hastalıkların etkilediği alanlardır. Bu bölgelerde gözlenen yaralar, hastalıklar bazı hastalıkların gizlendiği alanlar olabilmektedir. Bu nedenle, bu bölgelerde eşlik eden şikayetlerinizi de bizimle paylaşmanız tanı ve erken tedaviye yönelik doğru bir yaklaşım olacaktır.
Hızlı İletişim
Aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Randevu Oluştur

Alt kısımda yer alan butonlar üzerinden bizlere whatsapp üzerinden veya dilerseniz iletişim formumuz üzerinden ulaşabilirsiniz.